Bucaspor 1928 ile Altay futbol savaşı

Buca Arena’da Futbol Savaşı! | Bucaspor 1928 - Altay Derbi Analizi

İzmir derbisi denince akla sadece futbol gelmiyor. Hele Bucaspor 1928 ile Altay karşılaşıyorsa…
Bu kez sahada adeta bir futbol savaşı vardı. Savaşın sonunda gülen taraf ise Altay oldu. Buca’daki mücadeleyi siyah-beyazlılar 2-1 kazanarak evine üç puanla döndü.
Ama önce maçtan biraz geriye gidelim.
Stada yaklaştığımda gördüğüm manzara beni şaşırttı. Her yer araba doluydu. Stat çevresi insan kaynıyordu. Birkaç yıldır Bucaspor 1928’in maçlarında bu kadar kalabalık görmemiştim.
Bucaspor 1928’in 2. Lig’de şampiyonluk yarışından uzaklaşmasının ardından tribünlerde de ciddi bir düşüş yaşanmıştı. Bu derbi ise taraftarı yeniden stada akın ettirmiş gibiydi.
Ancak konuk Altay taraftarı tribünde yoktu. Geçtiğimiz haftalarda maç çıkışında iki takım taraftarlarının karşılaşması ve kavga yaşanmasının ardından güvenlik gerekçesiyle Altaylı taraftarların stada alınmaması kararlaştırılmıştı.
Dikkatimi çeken başka bir görüntü daha vardı. İlk kez Bucaspor 1928 altyapısında oynayan çocukların topluca maça getirildiğini gördüm. Onlara Altay yedek kulübesinin arkasındaki bölüm ayrılmıştı. Normalde taraftar grubunun bulunduğu bu tribünde herhangi bir olay yaşanmaması için böyle bir önlem alınmış olmalı.

Buca Arena’nın hakkını verdiler!

İzmir’de yağmur vardı. Yağıyor, duruyor; rüzgar ise havayı daha da soğutuyordu.
Sonra düdük çaldı ve sahadaki hava bir anda değişti.
Futbolcular topun peşinden adeta savaşır gibi koşmaya başladı. “Topu alabilir miyim, alamaz mıyım?” diye düşünmek yoktu. Hamleni yap, gerisini sonra düşün!
Mücadele o kadar sertleşti ki ilk yarıda futbol zaman zaman ikinci plana düştü. Stat için kullanılan “Buca Arena” ifadesi de adeta gerçeğe dönüştü.
Pas yapmak, topu ayağında tutmak, rakip ceza alanına girmek neredeyse lüks haline geldi.
İlk yarının böyle golsüz biteceğini düşünürken son dakikalarda gelen penaltı düdüğü bütün hesapları değiştirdi. Altay penaltıdan öne geçti.

***

İkinci yarıda ise başka bir maç vardı sahada.
Bucaspor 1928 hızlı başladı ama aradığı golü bulamadı. Ardından iki takım da daha fazla hücum etmeye başladı. Muhtemelen ilk yarının temposu futbolcuları da yormuştu. Savaş biraz sona ermiş, geriye futbol kalmıştı.
Bu kez pozisyonlar peş peşe geldi.
Altay’ın hızlı hücumunda Mehmet Nur Kaymaz topu sürüp vuruşunu yaptı ve takımını rahatlatan golü attı. Bucaspor 1928’da Aybars Gök oyuna girdikten sadece bir dakika sonra sahne aldı. Topla buluştu, kaleye adeta füze gönderdi. Top çatala yakın bir noktadan ağlarla buluşurken kaleci sadece bakabildi. Muammer Uslu ile de gole çok yaklaştı ev sahibi takım. Orta sahadan defansın arkasına sarkan Uslu, kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak fırsatı değerlendiremedi. O top ağlara gitseydi maç yeniden başlayacaktı.

***

Hakem İsmail Güzel de ilk yarıda sertliğe oldukça fazla izin verdi. Kolay kolay düdüğüne başvurmadı. Ancak 59. dakikadaki Altay golü öncesinde topun kazanılması sırasında faul olduğu yönündeki itirazların ardından düdüklerin sayısı arttı. Bu da sahadaki sertliğin dozunu bir miktar düşürdü.

Küçük notlar, büyük ayrıntılar

Bucaspor 1928’in santraforu Berke Örer, özellikle ilk yarıda yoğun baskı altında tek pasla çıkmaya çalıştı. Ancak üst üste dört pas hatası yapması dikkat çekti.
Dorukhan Dülger hücumlarda zaman zaman aceleciydi. Ceza alanına gelişigüzel gönderdiği topların bazılarında takım arkadaşı yoktu, bazıları ise doğrudan auta gitti.
Umut Hepdemirgil’in uzun taç atışları ise ayrı bir parantezi hak ediyor. Mesafe konusunda adeta sınır tanımıyor. Göztepe’nin uzun taçları nasıl bir silaha dönüştürdüğünü biliyoruz. Bucaspor 1928 de bunu bir hücum silahına çevirebilir. Tabii bunun için çalışmak gerekiyor.
Benim maçtaki favorim ise Yağız Daş’tı. Bu kadar sert geçen bir karşılaşmada zaman zaman yaptığı adam geçişleri ve topu rakipten saklayışıyla dikkat çekti.

***

Altay tarafında ise Anıl Serhan Öztürk bir kez büyük ve basit bir hata yaptı. Rüzgarı arkasına almışken kendi yarı alanının ortalarından kalecisine geri pas vermek istedi. Top rüzgarın da etkisiyle kısa düştü. Altay gol yemeden bu tehlikeyi atlattı ve ucuz kurtuldu.
Kaleci Ulaş Hasan Özçelik ise birkaç kez yerde kaldı ve sağlık ekibi sahaya girdi. Bunun zaman geçirmek amacıyla yapıldığı düşüncesi tribünlerin tepkisini çekti. Daha önce topları sektirmesiyle ilgili not düşmüştüm; bu kez de bir topu rakibinin önüne bıraktı. Son anda uzanarak müdahale etmese kalesinde golü görebilirdi.

Koşacaklar, savaşacaklar…

İki takımın ortak kaderi ise transfer yasağı.
İkisi de altyapı oyuncularıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Bu şartlarda ellerindeki en önemli silah koşmak, mücadele etmek ve pes etmemek.
Buca Arena’daki derbide bunu fazlasıyla gördük.
Peki bu mücadele iki takımı ligde tutmaya yeter mi?
Sahadaki görüntü biraz olsun umut veriyor. Fakat saha dışındaki sorunlar çok daha büyük.
Bucaspor 1928’de maddi sıkıntılar nedeniyle beş oyuncunun ayrılması, kadro derinliğini ciddi biçimde etkileyebilir. Üstelik sorunun ilerleyen haftalarda daha da büyüme ihtimali var.
Altay’da ise başka bir problem bulunuyor: Yönetim sorunu…
Sahada gençler savaşıyor, tribünler heyecanlanıyor, futbolcular ellerinden geleni yapıyor.
Ama iki kulübün de geleceğini belirleyecek asıl mücadele, belki de saha dışında yaşanacak.
Buca Arena’daki savaş bitti.
Fakat Bucaspor 1928 ile Altay’ın asıl savaşı daha yeni başlıyor.

Exit mobile version