• Son Yazılar
  • Profilim
    • Aktivite
    • Hesap
    • Abonelikler
  • Kayıt ol
  • Giriş yap
30 Temmuz 2026 Perşembe
  • Giriş
Sfenk
Advertisement
  • Köşe Yazıları
  • Videolar
  • Bisiklet Turları
  • Quiz
  • Video
  • Spor
No Result
View All Result
  • Köşe Yazıları
  • Videolar
  • Bisiklet Turları
  • Quiz
  • Video
  • Spor
No Result
View All Result
Sfenk
No Result
View All Result

Takke düştü kel göründü

Sfenk by Sfenk
15 Haziran 2026
in Köşe Yazıları
0

 

A Milli Takım, turnuva öncesinde oynadığı hazırlık maçlarının ardından adeta göklere çıkarılmıştı. Özellikle son karşılaşmalardaki sonuçlar ve sergilenen oyun, futbol kamuoyundaki beklentileri fazlasıyla yükseltti. Ancak Dünya Kupası’nın ilk ciddi sınavında Avustralya karşısında alınan 2-0’lık yenilgi, bizi kısa sürede gerçeklerle yüzleştirdi; hem de en sert şekilde…
***
Kâğıt üzerinde grubun en zayıf halkası olarak görülen Avustralya, sahada son derece disiplinli ve ne yaptığını bilen bir görüntü sergiledi. Fizik gücü yüksek oyunculardan kurulu bu ekip; takım halinde savunma yaptı, alanları çok iyi kapattı ve takımımıza neredeyse hiç boşluk bırakmadı. Teknik kapasiteleri sınırlı olsa da güçlü yönlerini sahaya yansıtarak maç planlarını kusursuz uyguladılar.
***
Türkiye ise sahada topa sahip oldu ancak oyuna bir türlü hükmedemedi. Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu ve Orkun Kökçü gibi teknik kalitesi yüksek isimler sayesinde topun bizde kalmasını sağladık. Ne var ki bu üçlünün merkezde oluşturduğu pas trafiği yeterince hızlı ve akıcı değildi. Top her seferinde biraz daha yavaş dolaşınca, Avustralya savunması yerleşmek ve etten duvar örmek için ihtiyaç duyduğu zamanı rahatlıkla buldu.
Sorun yalnızca orta sahadaki tempo eksikliğiyle de sınırlı değildi. Normal şartlarda hücuma büyük katkı veren, bekten ziyade birer kanat gibi oynayan Ferdi Kadıoğlu ve Zeki Çelik de rakibin derinde bekleyen savunması karşısında etkisiz kaldı. Kanat forvetlerimizin iç koridorlara yönelip beklerin önünü açması gerekirken, takım bu organizasyonu sahaya yansıtamadı. Çizgiler paylaşılamayınca kenar oyunları da tamamen işlevsiz kaldı.
İleri uçta tercih edilen Kerem Aktürkoğlu ise doğal pozisyonunun dışında, pek etkili olmadığı bir rolde oynadı. Hızı ve hareketliliğiyle geçiş oyunlarında değerli bir silah olan Kerem, fizik gücüne dayalı oynayan kalıplı stoperlere karşı ileride çok pasif kaldı. Ceza sahasında beklenen etkinliği gösteremedi ve Türkiye’nin hücumları sonuç bulamadı. Bu tablo, kadroda uzun boylu bir pivot santrfora ne kadar çok ihtiyaç duyduğumuzu bir kez daha gözler önüne serdi.
Savunmada ise çok daha büyük bir yapısal problem göze çarpıyor: Ritm ve tempo… Ağır kalan savunma hattımız, rakiplerin hızlı geçiş hücumlarına karşı ciddi riskler barındırıyor. Nitekim kalemizde gördüğümüz goller de tam olarak bu tür bir yerleşim ve reaksiyon hatasının neticesiydi.
***
Aslında takımın temel sorunu, oyuncu profillerinin birbirini tamamlamaması. Bir tarafta topu ayağında isteyen ve oyunu yavaşlatan isimler, diğer tarafta ise sadece boş alan bulduğunda etkili olabilen patlayıcı oyuncular var. Bu iki zıt yapı aynı sistem içinde uyumlu çalışmayınca, ortaya ritmi düşük ve dengesiz bir takım kimliği çıkıyor.
***
Avustralya karşılaşması bu gerçeği net biçimde gösterdi. Rakip maça önde baskıyla başladı, Türkiye ise pas kalitesi sayesinde bu baskıdan çıkmayı başardı. Ancak üçüncü bölgeye geçişler o kadar yavaş gerçekleşti ki, Avustralyalı oyuncular her seferinde savunma düzenlerini kurup yerlerine döndüler. Böylece ne rakip fiziksel olarak yoruldu ne de savunma dengeleri bozuldu. Yavaş oyunumuz, adeta onların ekmeğine yağ sürdü.
Daha da önemlisi; Ferdi, Zeki, Barış Alper, Kerem veya Yunus gibi oyuncuların en güçlü özellikleri geniş alanlarda, dikine oyunlarda ortaya çıkıyor. Kapanan savunmalara karşı ise sahada ne yeterli bir set hücumu ezberi ne de oyunun temposunu aniden artıracak B planı görebildik.
Sonuç olarak sahada kimyası tutmamış, uyumsuz oyunculardan kurulu bir takım vardı. Bu yapının başarılı olabilmesi için ya rakibin önde oynayıp arkada geniş alanlar bırakmasına ihtiyaç duyuluyor ya da başlama düdüğünden itibaren yüksek tempolu, agresif bir oyunla rakibin yıpratılması gerekiyor. Oysa dün sabah ikisini de yapamadık.
***
Turnuvadaki diğer takımları izlediğimizde de modern futbolun gerektirdiği tempo ile bizim oynadığımız oyun arasındaki dramatik fark hemen dikkat çekiyor. İlk maç tek başına turnuvanın kaderini belirlemez, burası kesin. Ancak bu yenilgi, eksiklerimizi halının altına süpürmeden görmek açısından çok önemli bir uyarı niteliğinde. Eğer bu ciddi uyarıyı doğru okuyamaz ve gerekli radikal önlemleri alamazsak, Dünya Kupası maceramız beklediğimizden çok daha kısa sürebilir.

https://www.yenibakishaber.com/takke-dustu-kel-gorundu

Previous Post

Dünya Kupası ruhunu kaybediyor mu?

Next Post

Ne ders alındı ne de önlem: Havlu attık!

Next Post
Ne ders alındı ne de önlem: Havlu attık!

Ne ders alındı ne de önlem: Havlu attık!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Hakkında
  • İlan Vermek
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim

Sfenk © 2026 Sfenk - Paylaşım Sfenk.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi giriniz.

Giriş Yap
No Result
View All Result
  • Köşe Yazıları
  • Videolar
  • Bisiklet Turları
  • Quiz
  • Video
  • Spor

Sfenk © 2026 Sfenk - Paylaşım Sfenk.